Prof.Dr. Mehmet Ali Ünal
Akademisyen/ Tarihçi / Yazar
 Köşe Yazıları  Mesaj Gönder
 Tüm Yazarlar
AK PARTİ VE MİLLİ EĞİTİM
29 Ekim 2017 Pazar
Ekonomi, bayındırlık ve sağlık alanında güzel işler başaran Ak Parti maalesef aynı beceriyi Mili Eğitim’de gösteremedi. Nitekim geçenlerde Cumhurbaşkanı da bu alandaki başarısızlığı samimi olarak itiraf etti.

Milli Eğitimdeki başarısızlığın temel sebebi plansızlıktır. Ak Parti 15 yıldır iktidarda ama Milli Eğitim konusunda bir plan program geliştiremedi. Her gelen bakan kendi kafasına göre bir program uygulamaya kalktı. Hiçbir bakan Milli Eğitim Şuralarında alınan kararlara itibar etmedi. Okulların sayısını arttırmak başarı zannedildi. Sınav sistemleri defalarca değiştirildi.

28 Şubat sürecinde 8 yıllık kesintisiz eğitim mecburi hale getirilmişti. Bundaki amaç İmam-Hatip liselerinin orta kısımlarını iptal etmekti. Ak Parti hükümetleri mecburi öğretimi 13 yıla çıkararak hata yaptı. Maalesef bunu da büyük bir marifetmiş ve başarıymış gibi takdim etti. Oysa yapılan temel hatalardan birisi buydu. Mesleki eğitimin alt yapısını hazırlamadan yapılan böyle bir girişim ülkenin ara eleman sıkıntısını arttırmaktan başka bir sonuç doğurmadı. Bugün esnaf, sanatkârlar, ustalar ve tamirciler çırak bulamıyorlar. Liseyi bitirmiş 19 yaşındaki delikanlıdan çırak olmaz. Bazı mesleklerde çıraklık yapılmadan meslekî beceri sahibi olmak ve ustalaşmak mümkün değildir.

Lise mecburi olunca mezun olan öğrenci için üniversite de mecburi hale geldi. Üniversite ve bölümlerin sayısının artması sebebiyle üniversiteler çok düşük puanla öğrenci almaya başladı. Birinci sınavı aşan çocuklar bir şekilde bir üniversiteye girmeyi başardılar. Bu durum üniversitede seviyeyi ve kaliteyi düşürdü. Bütün üniversitelerde hocalar öğrencinin seviyesinin düşüklüğünden bahsediyorlar. Sadece mezunları kolayca istihdam edilebilen bölümlerin puanları yükseldi. Diğerleri yerlerde sürünüyor. Mühendislik dallarında bir facia yaşanıyor. Bu bölümlere hiç uğramaması gereken öğrenciler düşük puanlarla girip bir şekilde mezun oluyorlar. Her üniversitede mühendislik fakültesi olunca işsiz mühendisler ordusuna her yıl yeni ilaveler yapılıyor. ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent, İTÜ gibi yüksek puanla öğrenci alan üniversitelerden mezun olan öğrenciler de mühendis oluyor, Anadolu’da dosdoğru öğretim üyesi kadrosu olmayan üniversitelerden mezun olanlar da mühendis oluyor. Neyse ki YÖK bir iki sene önce bu meseleyi fark etti ve bazı bölülere taban puan uygulamasına geçti. Fakat problemi çözmüş olmadı.

Evet, çok sayıda üniversite açılması ve bölümlerin öğrenci kontenjanlarının sürekli arttırılması neticesinde üniversite kapısındaki yığılma önlendi. Artık herkes bir şekilde bir bölüme veya Meslek Yüksek Okulu’na girebiliyor. Bu çözüm zannedildi. Rahatlama birkaç yıl sürdü. Şu anda üniversite sonrasında bir yığılma yaşanıyor. Beş on yıl sonra işsiz üniversite mezunları ordusu oluşacak. Hatta yüksek lisans ve doktora yapmış insan sayısında büyük artışlar  var. Üniversiteyi bitiren öğrenci iş bulamayınca bari yüksek lisans yapayım diyor. Yüksek lisans bitirilince iş bulunamayacağı için doktora yapmak zaruri hale geliyor. Bazı branşlarda doktorasını yapmış işsiz insanlar çok.

Üniversitelerde bölümlerin kontenjanlarını arttırmak için YÖK o kadar keyfi ve plansız davrandı ki, bölümler sürekli kontenjan arttırmaya zorlandı. Bölümlerden kontenjan talepleri alınırken şöyle bir cümle kullanılıyordu: “Kontenjan artırımında fizikî kapasite dikkate alınmayacaktır”, yani yeterli derslikleriniz olmasa bile kontenjanlarınızı arttırın. Zaten bu konuda bölümlerden gelen talep ve istekler de dikkate alınmadı. 40 kişilik kontenjan bildiren bölümlere en az 80 öğrenci gönderildi. Bu da eğitimin kalitesini düşürmekten başka bir işe yaramadı.

Yapılması gereken işlerin başında mecburi eğitim öğretimin 8 yıla indirilmesi gelmektedir. Herkesin liseyi bitirmesi şart değildir. İsteyen liseye gitmeli istemeyen bir mesleğe yönelmelidir.

Öte yandan her tarafa İmam-Hatip Lisesi açmak da anlamsızdır. İmam-Hatip Fen Lisesi gibi garabet isimli okullar açılmaya başlandı. 28 Şubat’ta İmam-Hatipler yok edilmeye çalışıldı. Bu yanlış bir politikaydı elbette ama bugün İmam-Hatipleri ihya etmek uğruna Fen-Liselerini feda etmek de yanlıştır. Orta öğretimde yapılması gereken sanat ve endüstri okullarının sayısının arttırılması ve kalitesinin yükseltilmesidir. İmam-Hatip Lisesi bir meslek lisesi değildir. Orta öğretimde meslek liselerinin oranı % 60-65, düz liselerin oranı % 30-35 civarında olması gerekirken tam tersi bir oran söz konusudur.

Eğitim öğretimdeki kalite konusuna hiç girmiyorum çünkü bu ayrı bir yazının konusudur.