BİR BAŞKA AÇIDAN 28 ŞUBAT VE ERBAKAN
26 Şubat 2018 Pazartesi
Çarşamba günü Müslümanlar açısından hiç unutulmayacak bir devrin yıl dönümü. Bin yıl süreceği iddia edilen bir süreçti 28 Şubat. Demokrasi ve insanlık tarihine kara bir leke olarak gecen 28 Şubat süreci…

On binlerce mağduru ve ekonomiye verdiği milyarlarca liralık zarar hiç unutulmadı ve unutulmayacak.

1995 genel seçimlerinde merhum, Necmettin Erbakan’ın liderliğini yaptığı ve İslami referansları olan Refah Partisi birinci parti olmuş, Oyların yüzde 21,4’ünü alan  RP 158  milletvekili kazandı. Anavatan Partisi 132, Doğru Yol Partisi 135, Demokratik Sol Parti 76, Cumhuriyet Halk Partisi de 49 milletvekilliğine çıkardı.

Seçimlerin ardından Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi koalisyon hükümeti TBMM’de 257 oy aldı. Ancak Refah Partisi, Anayasa Mahkemesi’ne itiraz ederek, 273 sayısına ulaşılamadığından dolayı güvenoyu alınamadığını iddia etti ve bu talep kabul gördü. DYP ve ANAP Hükümeti böylece bitmiş oldu.

TBMM'de birinci parti durumunda olan Refah Partisi ile ikinci parti olan DYP arasında Refah-Yol Hükümeti kuruldu. 8 Temmuz 1996'da TBMM’de yapılan güven oylamasında güvenoyu almayı başaran Refah Yol Hükümeti’ne Necmettin Erbakan başkanlığında yeni hükümet kurarak, göreve başladı.. 

Başladı başlamasına ama,

Küresel emperyalizmin planları çerçevesinde ve onun yurt içinde ki piyonları tarafından oynanan  oyunlarla, halkın oylarıyla iktidara gelen meşru bir iktidarın- tabiri caizse  şerefsizce- devrilmesiyle  neticelendi.

Ve bunu çeşitli yerlerde  itiraf edenler de oldu..

DYP Manisa milletvekili Tevfik Diker” Şimdi ileteceğim olayı bana iletenle, General arkadaşımın ricası ile ismini deşifre etmeyeceğim. ABD CIA başkanı George TENET, Bizim Genelkurmay  II. Başkanı Çevik BİR, ve MGK Genel Sekreteri Hava Orgeneral İlhan KILIÇ,   ABD de bir araya geldiler. ortak bir karara varışla Refah yol  hükümeti yıkılmalı” bu olayı birinci ağızdan öğrendim(1)…ve ülke de  malum olan olaylar-olaylar-olaylar başlar…

28 Şubat 1997’de, “post-modern bir darbe” ile Hükümetin görevden uzaklaştırılma­sının üzerinden 21 yıl geçti.

 Her darbe gibi, 28 Şubat da toplumun önemli bir kısmı­nı etkileyen ciddi haksızlıklara, mağduriyetlere yol açtı. 28 şubat post modern darbesinde müslüman kesimin tamamında, eziyet  ve cefa  çekildi. Bunu kimse inkar edemez.

Başörtülü kızlarımızdan tutunda , simit satan kardeşlerimize kadar her kesim insanımız bu post modern darbeden nasibini aldı.

Ancak yine diğer darbelerde olduğu gibi, 28 Şubat’ın da  sivil ve bilhassa  askeri asıl  sorumluları, ne hikmetse uzun bir dönem hesap vermek zorunda kalmadılar…

 Bu post modern darbe ne adına yapılmıştı…..

İRTİCA ADINA……..

O zaman ki Kayseri belediye başkanının 10 kasım1996 tarihinde  söylediği”10 kasım törenlerine katılmayı içime sindiremiyorum”sözleri….

Organizatör sisi   liderliğinde yapılan  ,Ali kalkancı-Emire Ersoy , Fadime Şahin- Müslüm Gündüz gibi figüranların oyunları neticesin deki oyun diyoruz sonradan meydana çıktı ki “Müslüm gündüzün bir kamu kurumunda serbest memur olarak çalıştığı…malum baskın gecikince Müslüm gündüz polisi telefonla arayıp, yahu nerede kaldınız diye sorduğu, poliste televizyoncu arkadaşın biraz geç kaldığını ,gelir gelmez oraya hemen  intikal edecez”diye cevap verdiği ortaya çıkmıştı…

laiklik elden gidiyor, dinciler  her yere sızıyor teraneleriyle, güdümlü basınında  poh pohlaması  neticesinde malum 28 şubat post modern darbesi

Aradan geçen bunca zaman  sonra,  bu post modern darbenin, irticayla alakası olmadığı dost-düşman herkes tarafından dillendirilmektedir.

Mesele, birilerinin hortumlarının kesilmesi, çarklarının, düzenlerinin bozulması  gerisi tamamen hikaye.

 28 şubat Türk siyasi tarihi acısından kara bir lekedir, bu bir hakikattir, ama asıl bizim vurgulamamız gereken   Refah-Yol  hükümetine karşı yapılan  tüm tahribat ve girişimlere karşı dik durmaya çalışan sadece rahmetli  ERBAKAN olmuştur.

Bu haksız işlemlere karşılık-istisnalar hariç- partinin 158 milletvekili tam manasıyla ses çıkarmamıştır. Bunu da Hoca  HAREKETLENMEYİ  istemiyor demek suretiyle kendilerine TESELLİ  bulmuşlardır…

Hocanın arkasında tam manasıyla destek olunsaydı Türk siyasi tarihin seyri nasıl değişirdi, onu tam kestirmek elde değil ama günümüz siyasetine bakacak olursak keşke yalnız bırakılmasaydı. 

Bir zamanlar yalnız bırakılan Hasan MEZARCI  gibi……

Sosyal Medya Hesaplarımızı takip eder misiniz ->
Twitter      : https://twitter.com/MisalHaber