Ali EJDER
Tarihçi | Araştırmacı Yazar |
 Köşe Yazıları  Mesaj Gönder
 Tüm Yazarlar
Selçuklu Devri Denizli’ye Yolculuk
14 Temmuz 2017 Cuma
Anadolu Selçuklu devleti ya da diğer ismiyle Türkiye Selçukluları hükmettiği topraklar da bayındırlık hizmetini en üst aşamaya taşımışlardır. Gerçekleştirilen imar faaliyetlerinin en önemli aşamalarından birini de yapılan kervansaraylar oluşturmaktadır. Bu yazımızda Denizli sınırları içerisinde kalan iki kervansarayı konu alacağız.

            Denizli Anadolu Selçukluları devrinde ülke sınırlarının güneybatı sınırını oluşturuyordu. Bu yönüyle bir serhat şehriydi. 1071 sonrası Türk beyleri tarafından fethedildiyse de asıl kalıcı fetih 1207 senesinde olmuştu. Anadolu’nun Türk yurdu olmasını sağlayan tarihimizin en şanlı zaferlerinden biri olan Miryakefelon savaşının da Denizli’nin tarihte önemini artırıyordu. Alplerin göstermiş olduğu gaza faaliyetleri sonucu Denizli Türk yurdu haline gelmişti. Mehmet Gazi, Server Gazi, Mahmut Gazi gibi isimlerin türbeleri Denizli’de yer almaktadır.

            Selçuklu sistemli askeri gücünün yanı sıra ekonomik hamlelerinde de başarıya ulaşmıştı. Bu hamlelerden en önemlisi ticaret ağı ve ulaşımdı. Yeni fethedilen topraklara kervansaraylar kuruluyor, ticaret hayatı canlandırılıyordu. Sinop ve Alanya’nın fethedilmesi ile bu ticari ağlar denizaşırı bir seviyeye ulaşmıştı. Denizli ise Selçukluların güneybatı sınırında inşa ettikleri iki han ile ticari faaliyetler ve ulaşım sisteminde yerini alıyordu.

            Denizli’de ilk yapılan han Çardak Han’ı 1230 yılında inşa edilmişti.  Bu kervansaray bulunduğu konum itibariyle Dinar, Eğirdir yolu üzerinden başkent Konya’ya bağlanıyordu. Yapım tarihi itibariyle Anadolu Selçuklu Devrinin en parlak dönemi olan Sultan I. Alâeddin Keykubat devrinde inşa edilmişti. Siyasi olgunluğun yanı sıra Sultan Alâeddin aynı zamanda ticari olgunluğa da ulaşmış bir sultandı. Anadolu’yu kervansaraylarla donatmış, deniz aşırı ülkelere liman ticareti yapmış, tüccarların can ve mal güvenliğini sağlamış bir Sultandı. Çardak Han’da O’nun döneminde inşa edilen onlarca kervansaraydan biriydi.

            Çardak’tan Denizli’ye ulaşan yol üzerinde ikinci kervansaray ise Ak Han’dı. 1253 yılında tamamlanan bu kervansaray ise Konya’dan Denizli’ye ulaşan ulaşım ağının son noktasını oluşturuyordu. Böylelikle başkent odaklı Denizli yolu üzerinde iki kervansaray bölge ticaretini canlı tutmuş olup, tarihi ipek yolu üzerinde bulunan şehre canlılık kazandırıyordu.

            Mimari formlarının yanı sıra kullanılan motiflerde Konya estetik üslubunun Denizli’ye uzandığının göstergesiydi. Taç kapıların üzerinde kullanılan geometrik motifler, hayvan motifleri Selçuklu estetiğinin alışılagelmiş motifleri olarak kullanılıyordu. Hayvan motifleri arasında dikkat çeken motif Çift başlı kartal motifi aynı zamanda Anadolu Selçuklularının sembolize eden bir imgeydi. Doğuya ve batıya bakan kartal motifi hâkimiyet hedefini, siyasi gücü ve otoriteyi sembolize ediyordu. Bu kervansaraylarda kullanılan bu motifle başkent Konya’nın etkileri güneybatı uç noktası olan Denizli’ye kadar uzanmış oluyordu. Kervansaraylar fonksiyonel amaçlarının yanı sıra estetik ve mesaj içeren imgeleri ile Devlet ihtişamını yansıtmayı hedeflemişti. Bu hanları ziyaret eden yabancı tüccarlar şehrin bir Türk yurdu olduğunu görsel olarak da benimsemiş oluyorlardı.

            Selçuklular zamanında hareketli bir ticaret hayatına sahne olan Denizli daha sonra İnanç Oğulları, Sahip Ata oğulları, Germiyanlar gibi beylikler tarafından yönetilip daha sonra Osmanlı hâkimiyetinde girdi.

            Bugün Denizli Afyon karayolu üzerinde bulunan iki kervansarayda ziyaret edilmeli ve bahsettiğimiz mimari ve estetik yerinde görülmelidir.